30 Nis 2014


Manevi duygularımızın coştuğu, ibadet etme şevkimizin arttığı, kulluk bilincimizin hassaslaştığı,
Allah-ü Teâlâ’nın (c.c.) lütuf ve ikramının bollaştığı, ecir ve mükâfatının kat, kat arttığı mübarek üç aylara
girmenin sevinç ve mutluluğu hepimizi sarmış bulunuyor. Ne mutlu biz Muhammed (s.a.v.) ümmetine ki,  Allahü Teâlâ, diğer ümmetlerden farklı olarak bizlere manevi atmosferi yüksek, az ibadetle çok derece elde edebileceğimiz bazı özel aylar, günler ve geceler vermiştir.
Bu özel aylarda, günlerde ve gecelerde yapılan ibadetlerden elde edilen ecir ve sevaplar, diğer ümmetlerin uzun yıllar boyu geceli gündüzlü yaptıkları ibadetlerden elde ettikleri ecir ve sevaplara eşdeğerdir ve hatta onlardan daha üstün derecelere haizdir. Mademki bu kadar değerli bir zaman dilimi içerisine girmiş bulunuyoruz, o halde bu özel zamanları çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Bu mübarek ayları, günleri ve geceleri tembellik edip gafletle geçirmek, bir mü’min için zarar ve ziyandan başka bir şey değildir. Bu şu duruma benzer ki; bir tüccar ürününü pazarlarken, o ürün hangi ayda, hangi mevsimde, hangi özel günde daha iyi bir bedele satılacak onu iyi biliyor ama tembellik edip o ürünün satış mevsimini kaçırıyor. Hal böyle olunca da, zarar ve ziyana uğraması kaçınılmaz oluyor. Sevgili kardeşlerim! Biz bu tembel tüccar gibi davranmayalım ve bu özel zamanları gafletle geçirmeyelim. Regâib, Miraç, Berat ve Kadir gecelerinin de içinde bulunduğu bu mübarek üç aylar çok değerli aylardır. Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şerifinde; "Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır" buyurmuşlardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu aylara kavuştuğunda, yani Recep ayı geldiğinde çok sevinir ve bu aylara kavuşturduğu için Allahü Teâlâ’ya (c.c.) şöyle dua ederlerdi. 
"Allahumme bârik lenâ fi Recebe ve Şa'ban ve belliğnâ Ramazan"
"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Âmin!
Rasûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bu duayı çokça yaptığı gibi ümmetinin de yapmasını istemişlerdir. Üç ayların ilki olan Recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapmaya gayret edelim. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz diğer aylardan daha çok Recep ayına, Recep’ten daha çok Şaban ayına, ondan daha çok da Ramazan ayına önem verir, bu aylara daha fazla özen gösterir, bu aylarda daha çok ibadet eder ve âhiret havasına girerlerdi.
Bu ayların ilki olan Recep ekme ayı, Şaban sulama ayı, Ramazan ise hasat ayıdır. O halde tembellik etmeyip, Recep ayında bol, bol ekim yapmalıyız, ekimini yaptığımız bu ürünü Şaban ayında bol, bol sulamalıyız ve bakımını yapmalıyız ki, Ramazan ayında hasadımız bol ve bereketli olsun. Üç aylar geldiğinde diğer aylardan farklı olarak yapılacak şeylerden bir kaçını sıralamaya çalışalım. Bu aylar dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissettiğimiz aylardır. O yüzden bol, bol dua ve tövbe ve istiğfar etmeliyiz.
Bol, bol Kur'an-ı Kerim okumalıyız, okuyanları dinlenmeliyiz, hatim okumaya başlamalıyız. uygun mekânlarda verilen Kur'an ziyafetlerine katılmalıyız. Peygamber Efendimize (s.a.v.) salât ve selâmlar getirmeliyiz, O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuurunu tazelemeliyiz. İbadetlerimizde daha samimi ve ihlaslı davranmalıyız. Kaza namazlarımız varsa ne kadar kaza namazımızın olduğunu hesap ederek, bir proğram dahilinde (mesela namazlarımızın arkasından o vaktin kazasını kılmak gibi) kaza namazları kılmalıyız. Nafile namazlar kılmaya, nafile oruçlar tutmaya gayret göstermeliyiz. Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir" gibi konular başta olmak üzere derin muhasebeler yapmalıyız. 
Küs ve dargın olduğumuz kimseler varsa, onlarla barışmalıyız, onların gönüllerini almalıyız.
Üzerimizde hakkı olanları arayıp onlardan helallik istemeliyiz. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanları ziyaret edip, sevgi, şefkat ve hürmet göstermeliyiz, onları sadakalarla ve hediyelerle sevindirmeliyiz. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirlerini ziyaret etmeliyiz.
Hayattaki manevî büyüklerimizin, hocalarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın üç aylarını, kandilleri bizzat giderek veya telefon ederek tebrik etmeliyiz, onların dualarını almalıyız.
Başta bütün insanlık olmak üzere kendimize ve sevdiklerimize (mümkünse ismen) dualar etmeliyiz.
Resulüllah (s.a.v.)’ın buyurduğu gibi sadaka belayı def eder ve Allah için akıtılan gözyaşları da cehennemin mahşerdeki ateşini söndürür. O halde dünyanın dört bir yanında sıkıntı çeken açlıkla imtihan olan Müslüman kardeşlerimize maddi destek sağlamalıyız. Onların bu sıkıntılardan biran önce kurtulması için gözyaşlarımızla dualar etmeliyiz. Yine aynı şekilde Ümmeti Muhammed’in kurtuluşu için mücadele eden Müslüman kardeşlerimize de maddi destekler sağlayarak yardımda bulunmalıyız. Onların zafere ulaşmaları için dualar etmeliyiz ve elimizden ne gelirse yapmalıyız. Ülkemizin de böyle sıkıntılar yaşamaması için Allahü Teâlâ’ya (c.c.) dua ve niyazda bulunmalıyız. Yazımızı Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in duasıyla bitirelim. "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Âmin!                    Muammer Yeşiltepe   30 / 04 / 2014

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

Ziyaretciler

Günün Hadis-i Şerifi

Geçmiş Yazılar